Tarihçe

 
Türkiye’de, tarımda ilacı kullanımı,  1950 erde başlamıştır. 1958 yılında, 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu çıkarılmış ve Tarım Bakanlığında gerekli kurumsal yapı oluşturulmuştur. Bu dönemde ruhsatlı ilaç sayısı ve çeşidinin arması ile birlikte ilaç kullanımı da artmıştır. Bunun sonucunda,  hem sektörde hem de Tarım Bakanlığında, tarım ilaçları konusunda önemli bir bilgi birikimi sağlanmıştır. Netice olarak, Tarım ilaçları sanayinde,   uzmanlaşmış bir kadro oluşmuştur.
 
İlk yıllarda çok uluslu firmaların egemen olduğu tarım ilacı sektörümüzde, daha sonraları yerli üretici firmalar da yer almaya başlamıştır. 1980 den sonra, yeni kurulan  formülasyon üretim tesislerine ilave olarak, tüketimi fazla olan   önemli aktif madenlerin de  üretim tesislerinin kurulduğu ve böylece güçlü bir yerli Tarım İlacı Sanayi ortaya çıktığı görülmektedir. 
 
1980 li yılların başından itibaren, tüm dünyada, bazı tarım ilacı aktif maddelerinin insan ve çevre sağlığı bakımından önemli zararlarının ortaya çıktığı görülmüştür. Bunun sonucunda ise, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, organik klorlu tarım ilaçları olmak üzere pek çok tarım ilacı aktif maddesi yasaklanmaya başlanmıştır. TİSİT, 1985 yılında, işte tam da  bu fırtınalı dönemde kurulmuştur. Bu yasaklamalar sonunda, TİSİT üyesi olan pek çok firma zarar görmüş, bir çok aktif madde üretim tesisi kapanmıştır. TİSİT, bu imtehan döneminde, üyelerinin menfaatini bir kenara bırakarak,  çevremizin ve ülkemiz insanının sağlığı için, Bakanlığın bu yasaklama uygulamalarını gönülden desteklemiştir. İşte tarım ilacı denince, akla ilk TİSİT’in gelmesi bu dönemde takındığı “ülke sevdalısı” tavrından dolayıdır.
 
TİSİT için, benzer bir imtihan dönemi, 2007-2010 tarihleri arasında AB uyum çalışmaları vesilesiyle ortaya çıkmıştır. Bakanlık 2007-2010 arasında tam 181 adet tarım ilacı aktif maddesinin tarımda kullanımını uygulamadan kaldırmıştır. Pek çok firma sektörden çekilmek zorunda kalmıştır. Bu uygulama ile TİSİT üyesi olan ve Milli Tarım ilaçları Sanayini temsil eden firmalarımızın canı bir kere daha yanmıştır!  Ancak TİSİT ve üyesi firmalar, canı yansa da, Bakanlığın bu uygulamalarına destek vermeyi yine sürdürmüştür. İnsan ve çevre sağlığı açısından gerçekten tehlikeli olan aktif maddelerin yasaklanmasını gönülden desteklemiştir. Ancak, üreticileri tarafından gönüllü olarak uygulamadan çekilen veya üreticilerinin ticari kaygılarla istenen çalışmaları yapmaması nedeniyle,  uygulamadan kaldırılan aktif maddeler konusunda da Bakanlığa uyarı görevini yapmaktan asla çekinmemiştir. 
 
Bu yüzden TİSİT üyeleri ülke menfaatlerine sevdalı firmalardır ve  TİSİT de ülke sevdalısı bir sivil toplum kuruluşudur.
 
Erdemli bu duruşu sürdürmek, TİSİT için vazgeçilmezdir.

©TİSİT

ÜYE GİRİŞİ

Masaüstü versiyonu görüntüle
  • facebook